SEO’da Rakip Analizi Yapmadan İçerik Üretmek Rus Ruleti Oynamaktır
Bir savaş girdiğinizi düşünün. Düşmanın kaç askeri var, ellerinde hangi silahlar bulunuyor, kaleleri nerede ve zayıf noktaları neler… Bunların hiçbirini bilmeden, sadece “Benim kılıcın çok keskin” diyerek meydana atlar mıydınız? Muhtemelen hayır. Ancak dijital dünyada binlerce internet sitesi sahibi her gün tam olarak bunu yapıyor.
Saatlerce emek gösterip harika bir yazı yazıyorsunuz, en güzel görselleri seçiyorsunuz ve “Yayınla” tuşuna basıyorsunuz. Sonra? Derin sessizlik. Kimse gelmiyor, kimse okumuyor. Çünkü siz o yazıyı yazarken, rakiplerinizin o konuda yıllardır ne yaptığınız, Google’ın o kelimede kimi neden sevdiğini hiç araştırmadınız.
SEO’da “Arama Motoru Optimizasyonu” rakip analizi yapmadan içerik üretmek, gözleri bağlı hedefi vurmaya çalışmak gibidir. Bazen şansınız yaver gider ve hedefi vurursunuz (rus ruleti) ama çoğu zaman okunuz boşa gider. İşte içerik üretmeden önce rakiplerinize bakmamanın size kaybettireceği 5 cephe.
1. Savaş Alanını Tanımadan Meydana İnmek
Google’ın arama sonuç sayfası (SERP), dinamik bir savaş alanıdır. Bir kelimeyi hedeflemeden önce, o kelimede şu an kimlerin ilk sayfada olduğuna bakmak zorundasınız.
Eğer hedeflemiş olduğunuz konuda ilk 5’li sırayı devlet siteleri, üniversiteler veya Wikipedia gibi “devler” kapatmışsa, yeni açtığınız blog sitenizle oraya girmeniz neredeyse imkansızdır. Bu, mahalle bakkalının dev süpermarket zincirleriyle fiyat analizlerine girmesine benzer.
Rakip analizi sizlere her zaman şunu söyler: “Bu cephe çok kalabalık ve güçlü, enerjini burada harcama. Daha savunmasız, daha kolay kazanabileceğin başka bir kelimeye odaklan. “Analiz yapmayanlar, kazanamayacakları savaşlarda yorulup pes ederler.
2. Eksik Parçayı Bulmak: Onların Söylemediğini Söylemek
Rakiplerinizi incelemek, onları kopyalamak demek değildir. Tem tersine, onların neyi eksik yaptığını bulup, o boşluğu doldurmak olmalıdır.
Diyelim ki “Evde Ekmek Yapımı” hakkında bir yazı yazacaksanız. Rakiplerinize baktınız ve ilk sıradaki 3 sitenin de sadece metin yazdığını, hiç video veya adım adım resim kullanmadığını gördünüz. İşte fırsat! Google, kullanıcıya en iyi deneyimi sunanı sever. Siz o yazıya 2 dakikalık bir uygulama videosu ve mayalama süreciyle ilgili bir tablo eklerseniz, rakiplerinizin sunmadığı bir değeri de sunmuş olursunuz.
Rakip analizi yapmazsanız, muhtemelen siz de onlar gibi düz bir yazı yazacak ve “Neden beni geçemiyorlar?” diye şaşırıp kalacaksınız. Fark yaratmanın yolu, diğerlerinin ne yaptığını bilmekten geçer.
3. Google’ın Niyetini Okuyamamak
Bazen en iyi içeriği yazsanız bile sıralama alamazsınız. Çünkü Google’ın o kelime için belirlediği “Arama Niyeti” farklı olabilir.
Örneğin, “Notebook” kelimesini hedeflediniz ve bilgisayarların tarihi, çalışma prensibi üzerinde harika bir makale yazdınız. Fakat rakip analizine baksaydınız şunu görecektiniz: Google “Notebook” arayanların %90’ının bir şey okumak değil, satın almak istediğini fark etmiş. Bu yüzden ilk sayfadaki tüm sonuçlar e-ticaret sitelerinin ürün listeleridir.
Siz dünyanın en iyi makalesini de yazsanız, Google sizi o sayfaya koymaz; çünkü arayan kişi bilgi değil, ürün arıyor. Rakip analizi size, Google’ın o kelime için hangi tür içeriği (video mu, liste mi, ürün mü, makale mi?) sevdiğini gösteren en net pusuladır.
4. Güç Dengesi ve Otorite Yanılgısı
Rakip sitelerin sadece içeriklerine değil, “sırtlarını kime dayadıklarına” da bakmak gerekir. Buna SEO dünyasında “Otorite” veya “Backlink Gücü” denir.
Rakibiniz çok kısa ve basit bir yazı yazmış olabilir. “Ben bundan daha iyisini yazarım” deyip gaza gelebilirsiniz. Ancak o basit yazının arkasında, 10 yıllık bir alan adı geçmişi ve binlerce başka siteden gelen referanslar (linkler) varsa, onu geçmeniz sadece içerikle mümkün olmayabilir.
Rakip analizi, size rakibinizin zırhının ne kadar kalın olduğunu gösterir. Belki de o kelimede rekabet etmek için sadece iyi bir yazı yetmeyecek, aynı zamanda sosyal medyadan destek almanız veya başka sitelerden tanıtım yapmanız gerekecektir. Bunu baştan bilmek, stratejinizi ona göre kurmanızı sağlar.
5. Konu Otoritesini ve Alt Başlıkları Kaçırmak
Rakipleriniz bir konuyu ele alırken hangi alt başlıkları kullanmış? Hangi sorulara cevap vermiş?
Siz “Kış Lastiği” hakkında bir yazı yazarken sadece fiyatlardan bahsedip bırakmış olabilirsiniz. Ancak rakibiniz; “Kış lastiği ne zaman takılır?”, “Diş derinliği ne olmalı?”, “Hangi markalar daha sessiz?” gibi alt başlıklarla konuyu bir bütün olarak ele almışsa, Google onu “Konu Otoritesi” olarak görür ve üst sıraya taşır.
Analiz başlamadan yazmak, bir kitabın sadece özetini çıkarmak gibidir. Rakiplerinizin değindiği noktaları görmek, sizin kendi içeriğinizde oluşturacağınız iskeleti sağlamlaştırır. Onların 5 başlıkta anlattığını siz 10 başlıkta, daha detaylı ve daha doyurucu anlatırsanız, Google’ın gözünde “En kapsamlı kaynak” siz olursunuz.